Albüm

Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
1961’de tek çocukları Kenan doğdu. O da anaokulundan başlayarak öğrenim yıllarını annesiyle birlikte Şişli Terakki Lisesi’de geçirecek. Geleceğin ünlü voleybolcusu.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
İzgen Bengü okulun bütün kültür etkinliklerinde görev alan, öğrencilerin çok sevdiği bir öğretmen.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Öğretmenlikten umudunu kesen Memet Fuat, yirmi yıla yakın bir süre, annesi Piraye ile eniştesi Metin Yasavul adına, tek kuruş yatırmadan, salt emekle kurduğu De Yayınevi’nde, gönlüne göre kitaplar yayımladı, “Yeni Dergi”yi çıkardı. Bu arada Piraye’nin sakladığı müsveddelerden yararlanarak Nâzım Hikmet’in Ferhad ile Şirin, Sabahat, Dört Hapisaneden, Saat 21-22 Şiirleri, Rubailer, Memleketimden İnsan Manzaraları gibi kitaplarının dünyadaki ilk basımlarını yaptı. Türk okurlarına William Faulkner, James Joyce, Ezra Pound gibi yazarları tanıttı.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Cağaloğlu’nda bu coşkulu yayın çalışması sürerken, Memet Fuat, bir yandan da, oturduğu Altunizade mahallesindeki küçük bir sahada çocuklara futbol öğretiyor, maçlar yaptırıyor, turnuvalar düzenliyor, spordan olumlu etkiler almalarını sağlamaya çalışıyordu.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Altunizade’de sporun önemini bilen aydın insanlar vardı. Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’nun yıllar önce kuruluşuna öncülük edip sporcu gençlere boş bir dükkânda tiyatro etkinlikleri yaptırmasıyla unutulmazlaşan Altınyurt Kulübü’nü canlandırmak düşüncesini hemen benimsediler. Kimi arsa bağışladı, kimi taşını, demirini, çimentosunu almaya katkıda bulundu, kısa sürede gençlerin yapımını eteklerine toplanarak izledikleri bir kulüp lokali yükselmeye başladı.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Hele çatı tamamlansın, sporcular kiremitleri elden ele geçirerek iki saat içinde üstüne çıkarıverecekler.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Çocuklar büyüyorlar, onlara artık on bir kişilik bir futbol sahası gerekli. Komşunun otlağını bir buldozerle düzletip...


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
İlk on bir kişilik takım. Bu takım gelişip güçlenir, çoğalırken uzun bir süre semtin mutluluk kaynağı olmuştu.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Ama bu gelişip güçlenme Fenerbahçe, Galatasaray, İstanbulspor genç takımlarıyla başa baş oynayabilen bir takım ortaya çıkarınca, Altınyurt futbol sahası her hafta, “Bu veletlere mi yenileceğiz!” diye oyunculara tekme tokat girişen, hakeme, izleyicilere saldıran kompleksli küme oyuncularıyla dolup taşmaya başladı. Çocukların eğitimi için yönelinen futbolun şiddete dönüşerek amacından saptığı görüldü. Açık bir semt sahasında futbol yoluyla sportmenlik anlayışının yerleştirilemeyeceği anlaşıldı. Başka bir spora yönelmek gerekiyordu.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Lokal binasının önündeki alanda ilkel bir voleybol etkinliği sürmekteydi. Filenin iki yanındaki takımlar arasında oynanan, şiddete kesinlikle kapalı bu grup spor oyunu, futboldan ağzı yananlara, eğitim amacıyla seçilebilecek en uygun spor olarak göründü. Hem yardımlaşmaya dayanan bir takım oyunuydu, hem de itişmek, kakışmak, tekmeleşmek gibi tatsızlıklara olanak vermiyordu.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Dış ülkelerden bu oyunla ilgili kitaplar getirildi. Çok geçmeden Altunizade bir voleybol cennetine dönüştü. Bütün dünyayı sarsan uzak doğu kaynaklı yeni bir voleybol anlayışıyla yetiştirilmeye başlanan mahallenin çocukları bölgesel liglere sokulan alt kategori takımlarından A takımına yükselince, aşağı yukarı iki yılda bir küme atlayan Altınyurt voleybol takımı, gizli profesyonellerin oynadığı Deplasmanlı Lige yükseliverdi. Amatör bir takımın bu lige yükselmesinden pek hoşlanmayanlar, “Geldikleri gibi giderler,” dedilerse de, Memet Fuat, tam on yıl, amatörlükten hiç ödün vermeden, önerilere dayanamayıp başka kulüplere geçenlerin yerine yeni oyuncular yetiştirerek Altınyurt’u bu ligde tutmayı başardı.


Resmi Büyük Görmek İçin Tıklayın
Olimpiyat komitelerinin bile amatörlüğe sırt çevirdiği, federasyonların her şeyi profesyonelce düşünmeye başladıkları dönemde ise, Altınyurt voleybol takımına da bir sponsor bulunup amatörlükten vazgeçildi, iki yıl üst üste Türkiye dördüncülüğü kazanılarak Avrupa kupalarına katılındı.



<<Geri

İleri>>