| Anlatı | Seçme Şiirleri | Tiyatro | Spor | Çeviriler | Albüm | Çeşitli | Günce | Anı | Deneme | Konularına göre derlenen denemeler | Yaşamöyküsü | Mektup derlemeleri | Yaşamı, sanatı, yapıtları dizisi | Antoloji |

Çeşitli / İNCELEMELER

TOLSTOY VE SANAT YAPITI

   Bu yazıda Leo Tolstoy'un sanat eleştirmenliğinden söz açacağım. Memleketimizde yayımlanan dergilerde, gazetelerde bu büyük romancının sanatı, dünya görüşü, hatta peygamberliği üzerine pek çok yazı çıktı. Bu arada sanat eleştirmeni olarak ele alındı mı, bilmiyorum. Benim okuduğum yazılar arasında bu yanına dokunan yoktu. Konuya girmeden önce söylemek istediğim başka bir şey var, sonra sanat eleştirmenliğine, daha doğrusu, bir sanat yapıtını değerlendirmek için kullandığı ölçütlere geçeceğim.
   Tolstoy'un yaşamının son bölümünden, peygamberliğinden dem vuran yazıları okudukça hep şaşardım : Dev gibi romancı, yüce yapıtlar yazmış da, sonunda nasıl böyle saçmalamış, diye.
   Sonra elime bazı yazılar geçince işin içyüzünü anladım : Saçmalık, karmakarışıklık, anlaşılmazlık asıl onu anlatmaya çalışanlardaymış.
   Tolstoy'un hiç boş yanı yok, demiyorum, hem de ne boş yanları var. Buna karşılık öyle önemli, öyle dolu yanları da var ki, insan onu anlatanların iyi niyetinden şüphe ediyor. Neden acaba o boş yanları üzerinde böylesine önemle durmuşlar!
   Bir kere Tolstoy'da her şeyin amacı insanlar, insanların kardeşçe birleşmesi. Sanat, Allah, vb., dört elle sarıldığı, iyi-kötü, yanlış-doğru, ne varsa, hepsi insanlar için. Bu onun en büyük, en gerçek, en değişmez yasası. Bir sürü yanlış düşünceye saplanmış, olmayacak şeylere bel bağlamış, orası öyle, öyle ama bütün bu yanlışlara insanların kardeşçe birleşmeleri uğrunda çırpınırken, bir yol ararken düşmüş. Her dinden, her ulustan, her sınıftan, yeryüzündeki bütün insanların bir araya gelmeleri için sanatçının nasıl çalışması gerektiğini ararken düşmüş. Her şeyden önce onun bu yanını anlamak, değerlendirmek gerek.
   Biraz sonra sözünü edeceğimiz Sanat Nedir adlı yapıtı şu sözlerle bitiyor : "Hıristiyan sanatının görevi insanlar arasında kardeşçe birliği yerleştirmektir."
   Gelelim sanat eleştirmenliğine : Tolstoy bütün yaşamı boyunca sanat üstüne düşünmüş, yazmış. Her zaman doğruyu görememiş, yanıldığı çok olmuş. Buna karşın insan onu dinlerken sesini çıkaramaz, söyleyişinde öylesine kendine güvenen bir hava vardır. Bernard Shaw bu yanına dikkat etmiş : "Ustanın sesi" diyor. Gerçekten de ustanın sesi, hep öyle yüksekten konuşur. Karşı durmanızı istemez sanki, ne dese kabul edeceksiniz. Üstelik düştüğü yanlışlar da az buz değildir; öyleleri vardır ki insanı çileden çıkarır.
   Örnekse gene Sanat Nedir adlı yapıtında, koca usta almış eline sanatı, nedir, ne değildir, nasıl olmalı, kendisi neyi sever, neyi sevmez, daha doğrusu, ne sevilmeli, ne sevilmemeli diye dolu dizgin giderken, sayfanın altında bir not : "Dediklerimi açıklamak için örnekler veriyorum, bu arada kendi yapıtlarım için ne düşündüğümü de söylemeliyim," diyor.
   Ve söylüyor : Kendi yapıtları kötü sanat örnekleri arasına girmeliymiş. Romancı Tolstoy'un yapıtları kötü sanatmış.
   Sadece bir öyküsünü birinci sınıf sanat yapıtı olarak kabul ediyor. "Tanrı Gerçeği Görür, Ama Bekler" adlı bir kısa öyküsü vardır, onu.
   Daha bunun gibi neler...
   Bütün bunlara karşın Tolstoy'un sanat konusunda yazdıkları, öyle sanıyorum ki, klasikleşmiş eleştiri örneklerinin en önemli olanlarıdır.
   Sanat Nedir adlı yapıtı, kendisinden önce gelmiş olan bütün görüşlerin bir sonucu gibidir. Herhangi bir üniversitede eleştiri tarihi okutan bir profesöre : "Sanat nedir?" diye sorun, okumanızı öğütleyeceği kitaplar arasında kesinlikle Tolstoy'un bu kitabı da olacaktır.

Devamı