| Anlatı | Seçme Şiirleri | Tiyatro | Spor | Çeviriler | Albüm | Çeşitli | Günce | Anı | Deneme | Konularına göre derlenen denemeler | Yaşamöyküsü | Mektup derlemeleri | Yaşamı, sanatı, yapıtları dizisi | Antoloji |

Anlatı / SANA DELİLER GİBİ

SANA DELİLER GİBİ


SANA DELİLER GİBİ

Adam Yayınları, 2002
183 sayfa

   Onu bugün de ilk günkü kadar seviyorum...
   Daha bile fazla...
   Başlangıçta ikimiz de bomboştuk, anılarla yüklü değildik böyle... Bugün ne kadar çok yönlü bir sevgimiz var...
   Biz hiç hırpalamadık birbirimizi!.. Sıkıntılarımız hep başkalarından geldi...

   İlk gördüğüm gün içim titremişti.
   Çevresinde yakışıklı delikanlılar, birbirinden güzel kızlar... Başka bir dünyanın insanları...
   Ulaşılmaz gibi gelmişti bana.
   Sonra birkaç kez daha gördüm onu gece kulüplerinde. Gene arkadaşlarıyla...
   Karşılaştığımız yerlerde ben de yalnız olmuyordum.
   Altan'la iyice azdığımız günler...
   İzinli olduğumuzda takımın bütün bekârları, kızlarımızı alıp birlikte giderdik eğlenmeye. Genelde kolay kızlar olurdu bizim yanımızdakiler.
   Sporcularla gezmekten hoşlanan kızlar...
   Biz onların değil de, onlar bizim peşimizde koşarlardı.
   "Kemal! Bir arkadaşım var benim, seni çok beğeniyor. Hani son maçta yanımdaydı. Getireyim mi bir gün? Tanışmak istiyor seninle."
   Bazılarından hoşlansam da, önemsemezdim hiçbirini. Güzelliğine güzel, ama bugün seninle, yarın bir başkasıyla, öyle kızlar...

      Selma'nın görünüşü bambaşkaydı... O da gülüyor, eğleniyor, dans ediyor, içki içiyordu, ama ölçüyü hiç kaçırmadan. Bayağılaşmadan.
   Eğlence yerlerine hep bir toplulukla gelirdi. Kendisiyle ilgilenen erkek arkadaşına sakız gibi yapışmazdı. Hangisiyle acaba diye düşünürdüm.
      Oturdukları masada kimseye üstünlük taslamayan bir alçakgönüllülükle öne çıkar, hemen göze batardı.
   Bu tür insanlardan hoşlandığımı bilmiyordum. Kafamda tasarladığım bir kıza denk düşmüş değildi. O çizmişti bana hoşlanmam gereken tipi.

   İzinli olduğumuz gecelerde ona rastladığımız eğlence yerlerine gitmek için baskı yapmaya başlamıştım arkadaşlara. Kimseye söylememiştim, yalnız Altan bilirdi amacımın Selma'yı görmek olduğunu. Nedensiz tuttururdum şuraya, buraya gidelim diye.
   "Bir şeyler çeviriyor ama..." derlerdi.

      Altan'la çok yakındık. Gurbet Palas'taki odalarımız yan yanaydı. Kamplarda, deplasmanlarda da bize hep aynı odayı verirlerdi. Oyunumuza da yansıyan bir arkadaşlığımız vardı.
   Aramızda önceden konuşup anlaşır, antrenmanlarda bir iki dener, denk düşerse, maçlarda beklenmedik paslaşmalar, verkaçlar yapardık.
   Tekin Hoca hoşlanırdı böyle şeylerden. Maç kasetlerini izletip eleştirirken, öyle bir paslaşma yakalayınca, birkaç kez oynatarak,
   "İşte bu yaratıcılık..." derdi. "İdmanda çalışılmamış güzel bir paslaşmayı iki arkadaşınız uyumlarıyla maç içinde yaratmışlar."
   "Hocam, biz onu gece sabaha kadar çalışıyoruz odada," derdik.
   Gülerdi çocuklar.
   "Hocam, bunlar çok yaratıcıdır..."
   "Hocam, ikisi de süper zekâ..."
   "Hocam, sabaha kadar uyumayıp yaratıcılık çalışıyor, sonra ertesi gün maçta dökülüyorlar."
   Hoca da güler, Selim Ağabeye,
   "Sen bunları hiç ayırma, hep aynı odaya koy," derdi.

Devamı